//= base_url('public/frontend/') ?> //= base_url('public/frontend/') ?> //= base_url('public/frontend/') ?> //= base_url('public/frontend/') ?> //= base_url('public/frontend/') ?> //= base_url('public/frontend/') ?> //= base_url('public/frontend/') ?> //= base_url('public/frontend/') ?> //= base_url('public/frontend/') ?> //= base_url('public/frontend/') ?>
Radyo küçüklüğümden beri sevdiğim bir şey. Çocukken geceleri orta dalga veya kısa dalga bantlarında istasyon düğmesini çevirerek bir yayın yakalamaya çalışırdım. Bazen konuşma, bazen enstrümantal bir şarkı, bazen de neşeli bir şarkı denk gelirdi. Bilinmezliğin getirdiği heyecan ve mutluluk radyonun bize bahşettiği bir eğlenceydi. Bugün bile arabayla seyahat ederken çoğunlukla radyo dinlemeyi tercih ederim.
Evimizde KONDOR marka FM bandı olmayan transistörlü bir radyo vardı. Hem adaptör hem de pille çalışıyordu. Sabahları "Radyo Tiyatrosu" ve "Okul Radyosu" programlarını takip ederdik. Haberler ise hiç ilgimi çekmezdi. Bir kaç tane de ömrünü doldurmuş, çalışmayan lambalı radyo vardı, evin bir köşesine atılmış. İşte bu zavallıların arka kapağını açıp içini kurcalardım. Sonra da teker teker bütün parçalarını söküp bakardım. Daha doğrusu parçaları koparıp dışarda inceledim. İlkokul çağlarında olduğumdan hiç bir şey anlamadım elbette.
İlerleyen yıllarda radyonun nasıl çalıştığını, en azından teorik olarak öğrendim. Meslek lisesi elektronik bölünde okurken, arkadaşlarımla beraber çalışan bir orta dalga radyo yapmayı başarmıştık. Seksenli yılların ortasına denk gelen bu zamanda FM bandı yayınları dikkatimizi çekmeye başladı. Herhangi bir radyo görünce ilk sorulan soru efemli mi? oluyordu. FM bandı olan radyolar çoğalmaya başladı, ses kalitesi çok yüksekti. Belli bir zaman sonra zaten FM olmayan radyo kalmadı.
her çeşit şekle giren radyolar ortalığı doldurdu, kutu kola şeklinde olan, küre şeklinde olan, meyve şeklinde olan, akla gelebilecek her şekilde küçük radyolar vardı. Bir de teleskopik anteni açılıp kapanabilen, elde tutunca biraz telsize benzeyen radyolar da vardı. Bu tip radyoları bazı Türk filmlerinde telsiz rolü yaparken görmüşlüğüm vardır.
Eski lambalı radyoları çalıştırmak çok fazla enerji tüketmek gerektiriyor. Hem eski tip görünen, hem de yeni teknoloji sayesinde yapısı çok basit olan bir radyo yapmak istedim. Yine 21. yüzyılın bana göre en mucizevi buluşu Arduino ile bir radyo yapmayı düşündüm. Yapanlar zaten yapmış bir sürü örnek var. Ben de dış kasasını ahşaptan olan bir radyo yapayım dedim. Ahşap kasa konusunda marangozlardan yardım aldım. Ön yüz hariç her tarafın ahşabını onlar halletti.








Arkadaşlarım arasında benim lakabım "Alibaba" dır. Philips markasını pek çok kişi PİLİPİS veya FİLİBİS olarak telaffuz ederdi. Ben de o nedenle bu radyonun markasın ALİBABA, modeline FİLİBİS adını verdim. Radyonun küçük ekranı 0.96 inç I2C OLED Ekran - SSD1306, kadranı ise yine tamamen kendi tasarladığım, ve keyfime göre yerleştirdiğim şehirlerden oluşan asetat çıktısıdır. Yukarıda bir fotoğrafta da yedeği rulo halinde görülüyor. Bu asetatı uygun ölçüde kesip iki cam arasına yerleştirdim.
En güzeli zaten evde yaptığın radyo, dışarda içine ne koyuyorlar bilmiyorsun. :)))
TA3OD
ALİ KIRTIK
İZMİR
Lütfen paylaşımlarınızda "Amatör Radyoculuk Ruhuna" uygun davranmaya özen gösterin. Bu kapsamda:
uzak durmanızı rica ediyoruz. Bu kurallara uymayan paylaşımlar yayınlanmayabilir ve siteye erişiminiz geçici olarak kısıtlanabilir.
Amatör radyo dünyasındaki en güncel gelişmeleri, etkinlikleri ve haberleri doğrudan e-posta kutunuza alabilirsiniz. Böylece yeni projeler, yarışmalar ve önemli duyurulardan anında haberdar olabilirsiniz.